Halkın yaşam mücadelesi verdiği, yoksulluğun arttığı ülkemizde işçiden köylüye bütün kesimlerin büyüyen sorunları acil bir çözüme, bir çıkış yoluna ihtiyaç duyuyor. Kapitalist sömürünün halkı yoksullaştıran mekanizmalarını net biçimde ortaya
Halkın yaşam mücadelesi verdiği, yoksulluğun arttığı ülkemizde işçiden köylüye bütün kesimlerin büyüyen sorunları acil bir çözüme, bir çıkış yoluna ihtiyaç duyuyor. Kapitalist sömürünün halkı yoksullaştıran mekanizmalarını net biçimde ortaya

1990’lar ülkenin bugün içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal durumun temel belirleyeni olarak neo-liberalizmin bütün ağırlığıyla hissedilmeye başlandığı bir dönemdir de…
Özelleştirmeler, işsizlik, yüksek enflasyon, giderek derinleşen bir yoksulluk, cemaat ve siyaset ilişkisi, emperyalizmin yeni dönem savaş politikaları, 1982Anayasası’nın toplum üzerindeki ağır baskısı…
İşte böyle bir dönemde Halkevleri, yaşanan toplumsal yıkıma karşı bir muhalefet odağı olma iddiası ile Türkiye’nin dört bir yanında örgütlenmeye başlıyor. Son yirmi yıldır da aynı iddia ve kararlılıkla demokrasiye, özgürlüğe, barışa, kardeşliğe, eşitliğe, başka bir ülkeye duyulan özlemleri yoksul mahallelerin, emekçilerin bağrında yeşertmeye devam ediyor.
Neo-liberalizmin kamusal alanı tasfiyeye yönelmesiyle birlikte, başta eğitim ve sağlık olmak üzere ulaşımdan barınmaya, enerjiden iletişime devlet eliyle sağlanması gereken pek çok hizmet alanı sermaye sınıfına yeni kar alanları olarak sunuluyor; halkın eğitim ve sağlık gibi en yaşamsal ihtiyaçları birer ticari meta haline getirilip sermayenin insafına terk ediliyor. 20. yüzyılda egemenlerin ezilen emekçi sınıfların kulağına fısıldamak zorunda kaldığı ve aslında işçi sınıfının yüzyıllık mücadelesinin tezahürü olan sosyal devlet anlayışının bu denli yok edilme çabası, halkı her zamankinden daha yoksul, her zamankinden daha güvencesiz bir hayata terk ediyor. On yıllardır örgütsüzlüğe mahkum edilmiş bir halkın çaresizliğine artık yalnızca cemaat reçeteleri yazılıyor.
Toplumsal yıkıma sebep olan yasal ve fiili tüm düzenlemelerin bu denli boyutlu ve geri dönüşsüz bir biçimde kurgulanıyor olması karşısında bugün Halkevleri’nin taşımakta olduğu muhalefet etme kültürü ve yürütmekte olduğu “halkın hakları” mücadelesi yalnızca direngen bir tavrın ifadesi değil, yarını nasıl düşlediğimize dair bir işaret fişeği oluyor aynı zamanda.
Düşleyerek çıktığımız bu yol, yeniden kurabilme iradesini de koyuyor ortaya; üstelik hayatın en içinden…
Parası olmadığı için çocuğunu okula yazdıramayan velilerle buluşuyoruz okul önlerinde, hastane önlerinde parası olmayıp tedavi edilmeyenlerle…Ulaşıma parası yetmeyip okullarına yürüyerek gidip gelen harç mağduru üniversitelilerle kesişiyor yolumuz. Kentsel dönüşüm adı altında kendi yarattıkları mahallelerden kovulan yoksullarla buluşuyor, bir ev de biz kuruyoruz yanıbaşlarına…Sesi, sözü yok sayılan, ucuz işgücü diye insan pazarına sürülen kadınlarla kuruyoruz Halkevleri şubelerini. O şubeler güvencesiz çalıştırılan yeni işçi kuşağının sendikaları oluyor aynı zamanda. Gericiliğin, şovenizmin toplumsal zeminini oluşturan yoksul mahallelerdeki Halkevleri şubeleri ilerici muhalefetin merkezi oluyor, çıkara ve sömürüye dayalı cemaat ilişkilerinin karşısında en yerelde gerçek dayanışma zeminlerini inşa ediyorlar bugün. Görünmezi görünür kılmak, yok sayılanı fark ettirmek için sanatı sokağa, sokağı sanata taşıyoruz. Kendi kürsümüzü, kendi sahnemizi kuruyoruz, kültürsüzlüğün kültürünü yaratan ideolojik hegemonyaya inat.
Yoksulluğa, işsizliğe, güvencesizliğe, piyasalaşmaya, savaşa, ırkçılığa, gericiliğe öfkemizi sokakta haykırmaktan hiç geri durmadık, durmayacağız da. Bu kadar tekinsiz, bu denli güvencesiz bir hayatın içinde bize güven veren bir başka gerçek var ki; bütün eksikliğimize, bugün bilemediklerimize, tüm deneyimsizliğimize rağmen artık birer okuldur Halkevleri şubeleri. Okuma-yazma öğrendiğimiz, öğrettiğimiz gibi bir başka şeyi öğreniyor ve öğretiyoruz orada. Cemaate kul, sermayeye köle olmaktan başka bir çıkar yol var. O da her türlü dayatmanın karşısında birer özne olabilmek.
Kalabalıklarla yürüyoruz bugün, yarın örgütlü bir halk olarak çıkacağız karşılarına; insanlık yeniden kazansın, düşlerimiz gerçek olsun diye…
Özgür Tüfekçi Halkevleri Genel Yönetim Kurulu Üyesi
