Düşünce Rüzgarıyız Biz.
Hedefini demokrasi ve insan hakları mücadelesi olarak tanımladığı halde, toplumsallığı ve kolektivizmi değil, bireyselliği öne alan popülist yaklaşımlarla solcu ya da sosyal demokratım diyerek günü kurtaran, pratikte her hangi bir politika üretmeyen ve sistemin bir parçası olarak kalan yaklaşımlar; solun başarısızlığına, işçi, köylü, ilerici ve aydınların umutsuzluğuna sebep olmuştur.

Halkın yaşam mücadelesi verdiği, yoksulluğun arttığı ülkemizde işçiden köylüye bütün kesimlerin büyüyen sorunları acil bir çözüme, bir çıkış yoluna ihtiyaç duyuyor. Kapitalist sömürünün halkı yoksullaştıran mekanizmalarını net biçimde ortaya

Yazar: DDG
Tarih: 29.04.2010
ÜYE GİRİŞİ
Beni Hatırla
Üye Ol
Şifremi unuttum
Kuşaktan kuşağa 78 yıl Halk evleri 
Ülkemizin düşünsel ve kültürel kimliğinin oluşması nda, belirleyiciliği ve çok onurlu bir yeri olan Halkevleri mücadele tarihini böylesi kısa bir yazı- da anlatmanın yeterli olamayaca- ğını belirtmek isteriz. Çünkü Halkevleri tarihi, ülkemizde yaşanan tüm alt-üst oluşları içeren, demokrasi adına egemen güçlerin uygulamaya koydukları baskıyı ve ikiyüzlülüğ ü göğüslemek zorunda kalan uzun bir yürüyüşü temsil ediyor. Halkevleri tarihi, sömürüye, eşitsizliğe ve baskılara karşı halkın yanında yer alan, isyanlarla dolu bir tarihtir. Geçmişten bugüne belli duraksamalar yaşansa da Halkevleri kervanı her türlü karanlığ a karşı aydınlığı savunarak ve halkının yanında yer alarak yoluna devam ediyor.

Halkevciler her şubat ayında örgütümüzün kuruluş yıldönümünü değişik etkinliklerle, coşkuyla kutlarlar. Her yıl bir önceki yıla göre-koşullar ne kadar elverişsiz olursa olsun-örgütlerini bir adım ileriye götürdüklerini, kazanımlarının ve becerilerinin arttığını ve mücadele çizgilerinin kök saldığını görmekten onur duyarlar. Bu onuru dostlarımızla paylaşmak bize ayrı bir güç verir. Bu nedenle sayfalarını bize açan siz değerli dostlarımızla buluşmaktan ayrı bir kıvanç duyduğumuzu belirtmek isteriz.

Halkevleri geçmişten bugüne eğitim kültür ağırlıklı bir demokratik kitle örgütüdür. Kuruluş döneminde her ne kadar sistemden yana bir işlev yüklenmişse de Halkevleri’nin ürettiği değerler sermaye güçlerini tedirgin etmiştir. Kuruluş döneminde öncelikli amacı halkı bilinçli yurttaşlar haline getirmekti. Cumhuriyet öncesi yönetimden kalma saltanat, hilafet ve şeriat emelleri güdenler halk üzerinde ciddi bir etkiye sahiptiler. Ağalar, şeyhler halk üzerinde siyasi otoritelerini sürdürüyorlardı. Bunun nedeni ise halkın cahil ve eğitimsiz oluşuydu. Halkevleri bu sorunu gidermek, halkın aydınlanmasını, bilinçlenmesini ve ümmetlikten yurttaşlığa geçişini sağlamak üzere kuruldu. Çalışmalarına dil, tarih ve edebiyattan güzel sanatlara, spordan köycülük ve müze koluna kadar dokuz dalda başlayan Halkevleri kısa sürede ülkenin dört bir köşesine yayı ldı. Halkevleri’nin sayısı 1951 yı- lında kapatıldığı anda 478 şube 4322 halk odası olmak üzere 4800’e ulaşmıştı. Halkevleri özellikle tiyatro ve kütüphanecilik alanında yürüttüğü çalı şmalarla o yıllara damgasını vurdu. 1944-1945 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı’ na bağlı kütüphane sayısı 312 iken Halkevleri’nin kütüphane sayısı 761 idi. Diğer kütüphanelerden faydalanan okur sayısı 950 bin iken Halkevleri kütüphanelerinden yaralanan okur sayısı 1 milyon 860 bin kişi idi.

İşte egemen güçler bu aydınlanmadan, tabandan gelişen çağdaş ve bilimsel çizgiden rahatsız oldular ve Halkevleri, Köy Enstitüleri’ni bu nedenlerle kapattılar.

1940 yılında Köy Enstitüleri’nin açılı- şıyla Halkevleri kardeş bir örgüt kazandı ve bu gelişmeyle birlikte köylerde halk odaları açılmaya başlandı. Köy Enstitüleriyle Halkevleri kapatıldıkları güne dek kökleri bu ülke toprakları nda, iki ulu çınar, iki taban örgütü olarak bu halkı birlikte tarih sahnesine çıkardılar.

Halkevleri yaklaşık 10 yıl kapalı kaldı, 1962’de yeniden açıldı. Biz buna ikinci diriliş dönemimiz diyoruz. Bu dönemde de halktan yana çalışmaları- mızla ve 1960’lı 70’li yılların emekten yana politikalarına, sol değerlerine önem veren; bu değerler üzerinde bir Halkevciliği geliştiren çalışmalar ağırlı k kazandı. Bu dönem 12 Eylül faşist darbesine kadar sürdü.12 Eylül birçok ilerici kurum gibi bizi de büyük ölçüde hırpaladı. Bunun ötesinde 12 Eylül’ün açtığı kanaldan akan gericiler çok mesafe katettiler ve kendi anlayışları doğ- rultusunda emperyalizmle ve yerli sermaye güçleriyle işbirliği yaparak büyük başarılar elde ettiler.

1951’de yalnızca 11 kuran kursu varken, 1971’e gelindiğinde bu sayı 11 bine ulaştı. Günümüzde 100 binleri aştığını söylemek hiç abartı olmaz. Kendilerinden önceki işbirlikçi ve gerici iktidarları n mirasına konan dinsel gericilik bugün iktidar oldu. Emperyalizme ülkemizi peşkeş çekerken kitleleri de kendi sahte politikaları yla uyutarak büyük bir güce ulaştı.

Bizler de yılmadık; üç askeri darbeyi ve bir yığın ihaneti boşa çıkardık, yine halkın örgütü olmayı başardık.1987’de sıkıyönetim mahkemelerinde aklandıktan sonra neo-liberal politikaların özelleştirmelerle toplumu teslim aldığı bir süreçte nasıl bir Halkevcilik yapmamız gerektiğini tartıştık. Bizler için üçüncü diriliş dönemi başlamıştı, uzun bir sınama yanılma döneminden sonra ancak halkın gasp edilen haklarının geri alınması, yok edilen kamusal haklarının yeniden inşası gerektiğini bilince çıkardık, bunu da Halkın Hakları Mücadelesi olarak formüle ettik. Bugün sazımı- zı bu anlayışla çalıyor, halayımızı bu anlayışla çekiyoruz.

Yoksul emekçi halkın her daim içinde olan Halkevleri dün deprem mağ- durlarıyla, Seka İşçileriyle, işsizlerle, kadınlarla yan yana yürüyorsa bugün de Tekel direnişçisi işçiler ile işsizler ve yoksul halk ile birlikte barış, eşitlik ve kardeşlik talebiyle mücadele yolculu- ğuna devam ediyor.

Önümüzdeki dönemde de geçmiş yıllardaki yapabildiklerimizden cesaret alarak IMF ve Dünya Bankası- nın yıkım politikalarına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Neo-liberalizmin ülkemiz insanı üzerinde her alanda, yarattığı karanlığa karşı aydı nlanmayı sağlayacak tarihsel misyonumuzu bundan sonra da sürdüreceğ iz. Halkevleri olarak başta barı nma hakkı olmak üzere, ulaşım hakkımızı, parasız eğitim parasız sağlık hakkımızı, enerji, temiz su çevre kültürel ve demokratik hakları- mızı “vermeyecekler alacağız” şiarı yla sonuna kadar savunacağız ve bu haklarımızı meşru demokratik ve fiili kullanımlarla elde edeceğiz.

HALKEVLERİ, HALKIN HAKLARI MÜCADELESİNE DEVAM EDİYOR.
Halkevleri Kültür Sekreteri Özgür Tüfekçi

Haber Kategorisi: (Ulusal) - Eklenme Tarihi:(04.05.2010 08:10:09) - Bu Haber: 82 defa okunmuştur.
Haber Yorumla