Grubumuz; İlerici, yurtsever, aydın, demokrat, işçi, emekli, iş adamı, esnaf ve sanatçıların bir araya gelmesiyle merkezi Ankara’da olmak üzere kurulmuştur.
Cumhuriyetimizin temel ilkesi olan Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti kavramlarının, toplumsal yaşamın, var olmanın vazgeçilmez ilkeleri olduğuna inanmakta, dünya halklarının kardeşliğinden, savaşların, yoksulluk ve yolsuzlukların olmadığı bir düzenden yanadır.
Emperyalizm, Feodalizm, Siyonizm ve şovenizmin olmadığı, halkların kardeşliği özgürce yaşadığı bir dünyadan yanadır.
Her türlü ulusal baskı, eşitsizlik ve ayrıcalıklar ile sömürgeci politikalar ortadan kaldırılmalıdır.
Halklara kendi dillerini ve kültürlerini kullanma ve geliştirme hakkı tanınmalıdır.
Şovenizmin, ulusal kinin, ırkçı önyargıların, feodal ve emperyal tortuların bütün kalıntılarına karşı mücadele edilmelidir.
İnsan hakları evrensel beyannamesinin kabul edildiği ve buna uygun bütün koşulların sağlandığı bir ülke düzenini savunur.
Emekçilerin emeğinin karşılığını aldığı, sendikaların önündeki engellerin kaldırıldığı ve bizzat emekçiler tarafından yönetildiği, sendika ağalarının olmadığı bir ülkeden yanadır.
Yaşamını emeği ile sağlayan köyde ve kentteki her yurttaşın; etnik dil, din, mezhep ayrımı yapılmaksızın sosyal güvence altına alınmalıdır.
Kayıt dışı istihdama engel olunmalı, emekçilerin sendikalarda üyelik ve temsilde bulunmaları özendirilmelidir.
Çalıştıkları dönem içerisinde eşit işe eşit ücret politikası yaygınlaştırılmalı, emekçilerin yönetimde ve denetimde görev almaları sağlanmalıdır.
Emeklilikle ilgili kaygılar giderilmeli ve emeklilerin karar mekanizmaları içerisinde yer almaları sağlanmalıdır.
Tarım alanında varlığını sürdüren ‘maraba-yarıcı’ ağalık sistemi ve bunun üst yapısı olan feodalizmi ortadan kaldırmak için toprak reformu yapılmalıdır.
Tarım işçilerine sendikalı olma ve insanca yaşam hakları sağlanmalı ve bu alanda emek sömürüsüne son verilmelidir.
Demokrasinin vazgeçilmezi olan siyasi partilerin; lider sultalarından arınmış, seçenlerin seçilenlerle birlikte yönetime katıldığı ve söz sahibi olduğu, seçim barajının olmadığı bir sistemden yanadır.
1982 anayasası ve devamı kararlarla ortaya çıkarılan seçim sistemi antidemokratiktir. Hepimizin bildiği gibi az oy alanlar toplumun geri kalanını yok sayarak ülkeyi antidemokratik biçimde yönetmektedir.
1980 sonrası kurulan kendilerini ilerici ve aydın olarak nitelendiren partilerde antidemokratik biçimlerde yönetilmektedir. Bu 1980 idoljisinin kalıntılarından ve hastalıklarından birisidir.
Öncelikle parti içi demokrasi sağlanmalı tüm yurttaşların işçisiyle köylüsüyle memuru akademisyeni ve bürokratı ile siyasi partilerde yönetimde parti meclislerinde ve siyasi partilerin diğer kurullarında görev almaları seçenlerinde seçilme haklarının olduğu ortaya somut biçimde konmalıdır.
Bütün bunların devamında seçim sistemi değiştirilmeli seçim barajları ortadan kaldırılmalı tüm yurttaşların demokratik biçimde temsili sağlanmalı ve geleceğimiz gençlerin önü açılmalıdır.
Hukuk uygulayıcılarının bağımsızlığının ve evrensel adalet ilkelerinin uygulandığı bir sistemden yanadır.
Hukuksuzluk, hukuk dışılığın kolayca yaşanması, yasaların bir yana itilmesi yada görmezlikten gelinmesi ve mevcut Anayasaya aykırı yasalar çıkarıp uygulanması alışkanlığı terk edilmelidir.
Hiçbir ‘mutabakat’(consensus) aramaksızın meclisteki çoğunluğunu kullanarak bu hukuksuzluğu ‘meşru’laştıracak yeni bir anayasa oluşturma çabaları bırakılmalıdır.
Yasa koyucular ve yasaları uygulamakla yükümlü olanlar; öncelikle yasalara uymalı ve dokunulmazlık zırhından arınarak hukuk karşısında vatandaşla eşit hale gelmelidir.
Hiçbir ayrımcılığa izin vermeden, toplumsal mutabakatın sağlandığı demokratik bir anayasa ile anayasal hukuk sitemi oluşturulmalıdır.
Her yurttaşın, eğitim hakkından eşit ve ücretsiz yararlandığı, bilim ve teknolojiye dayalı çağdas ve özgür eğitimden yanadır.
Herkes için her düzeyde parasız, eşit ve kaliteli eğitim olanakları sağlanmalı, eğitim olanaklarından eşit biçimde yararlanamayanlar için burs, teşvik verilmeli, eğitimde ayrımcılık kaldırılmalı, üniversitelerde harçlar, ilk ve orta öğrenimde katkı payları kaldırılmalıdır.
Eğitim; özel okullar, vakıf üniversiteleri ve dershaneler de dahil olmak üzere ticari yapıdan arındırılmalı Temel eğitimin zorunlu ve 11 yıl olmalıdır.
Herkese anadilinde eğitim imkanı sağlanmalı, şoven ve asimilasyoncu eğitime son verilmeli, Müfredattaki ırkçı, cinsiyetçi, militarist ve dinci unsurlar ayıklanmalıdır.
Mevcut sınav sistemleri kaldırılmalı, herkese örgün ve yaygın öğretimde üniversite eğitimi imkanının tanınması için mücadele edilmeli. YÖK'ü her zaman ve her platformda reddederek, yönetimin ve denetimin bilimsel ve etik kurallara bağlı akademisyen, öğrenci ve çalışanlar tarafından oluşturulacak birlikler ya da konseyler tarafından oluşması sağlanmalıdır.
Sağlıklı yaşamanın temel bir hak olduğu, sağlık hizmetinin teknik değil, insani boyutunun önde geldiği, toplumun öncelikleri ve kaynaklarının "herkese sağlıklı bir yaşam" ilkesi çerçevesinde seferber edilmesi gerektiği, bir kamu hizmeti olan sağlığın piyasa ilişkilerinden bağımsız bir alan olarak örgütlenmesi, sağlığın bir kâr kapısı haline getirilmesine izin verilmemesi ilkesi ile hareket eder. Özel sağlık kuruluşlarının ihtiyaç olmasından çıkartılarak bu kuruluşlara verilen teşvik ve desteklerin kaldırılmasından yanadır.
İleri teknolojik düzeneklerin ithalinin bilimsel bir plan çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.
Sağlık alanında ilaç ve benzeri tüketim maddelerinin üretim ve tüketiminin tekellerin egemenliğinden çıkarılmalı, ilaç tüketimine reklam yoluyla müdahale önlenmeli, bu alandaki bilim, meslek ve tüketici kurumlarının etkin denetimi sağlanmalıdır.
Sağlık alanında, antidemokratik uygulamalara son verilmeli, hasta hakları hayata geçirilmeli ve etik kurallara uyma duyarlılığı yaygınlaştırılmalıdır.
Sağlık çalışanlarının örgütlenmesinin önündeki tüm engeller kaldırılmalı ve tüm çalışanların eşit haklarla yönetime katılması sağlanmalı, böylece sağlık hizmetlerinden tüm yurttaşların eşit, ücretsiz ve aynı kalitede yararlanmalıdır.
Çevre sorunlarına duyarlı, evrensel çevre koruma değerlerinin öne çıkarıldığı ve uygulandığı bir ülke arzulamaktadır.
Ülkemizde su, toprak ve havanın hızla kirlendiği, canlı türlerinin kitlesel olarak yok olduğu, verimli toprakların çölleştiği, nükleer santrallerin yanı sıra tehlikeli nükleer atıkların yığıldığı,
GDO'lu tarımın toprağı ve çiftçiyi köleleştirdiği, tarımsal alanda yoğun olarak kullanılan kimyasallar ile gıda ürünlerinin insan sağlığını tehdit ettiği,
Ormanların hızla yok edildiği, sera gazlarının ozon tabakasını delmesiyle tüm yaşamın yok oluşa sürüklendiği,
Çevrenin uygarlaşma adı altında tamamen yok edildiği kentlerde yaşanan ulaşım, beslenme ve barınma sorunlarının büyük bir çoğunluk için katlanılamaz boyutlara ulaştığı bir ‘uygarlık' krizi ile karşı karşıyayız.
Bütün bu sorunlara duyarlı, çevrenin korunmasının gerekliliğine inanan, gelecek kuşaklara temiz bir çevre bırakmayı hedefleyen ve bunları oluşturmak, hayata geçirmek için çevreciyim diyen bütün demokratik kitle örgütleri ile dayanışma içerisinde yapılması gereken her türlü mücadeleyi yapar.
Cumhuriyetin birikimi olan üretim araçlarının yağmalanmasına, çalışanların işsiz bırakılmasına, üreten değil tüketen bir toplum oluşturulmasına karşıdır.
Kapitalizmin üretim ve tüketim çılgınlığı insanlığa her geçen gün daha çok yoksulluk, savaş ve kıtlık sunmaktadır.
Tüm yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tüketim ideolojisi uğruna yok edilmektedir.
Egemenlerin yalnızca tüketim ekonomisini gündeme getirdiği ülkemizde, üretimden ve üretmekten bi haber, kaygıları sadece tüketim olan çürümüş ve yozlaşmış bir toplumla karşı karşıyayız.
Üretim araçlarının yağmalanmasına karşı çıkarak üretim artırılmalı; üretmeden tüketilmez şiarını toplumun her kesimine yaygınlaştırılmalı ve gerekli mücadeleyi yaparak, kapitalizmin oyunu bozulmalıdır.
Yukarıda belirlenen ve grubumuza ait olan duygu ve düşünceler ışığında, tüm yurttaşların demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve meslek örgütleri içerisinde, bağımsız örgütlenme mücadelesinden yanadır.